Bu Serefsizin Yeni Vede Ofisinde Neler
Yaptıgı Görüntüler Az Kaldı Yayınlıyacagım Hepsini O Güvendigi Onun Bunun
EVlatlarınıda Onla Birlikde Silicegim
CİNCİ HOCA Serefsiz Zeynel
Eroglu GÖZALTINA ALINDI
Güvenlik Şube Müdürlüğü ekipleri, Avcılar'da
"cinci hoca" olarak bilinen ve "Büyü" adlı filmin
gösterime girmesinden sonra çeşitli televizyon
programlarında boy gösteren Zeynel Eroğlu'nu (40)
gözaltına aldı. Avcılardaki bürosunda gözaltına
alınan Eroğlu, Emniyete getirildi.
Alınan bir ihbarı değerlendiren Güvenlik Şube
Müdürlüğü ekipleri, "cinci hoca" lakaplı Zeynel
Eroğlu'na ait, Avcılar Topçuoğlu İş Merkezi'nde
bulunan "Astrocenter" adlı büroya baskın
düzenledi. Zeynel Eroğlu'nun İstanbul Emniyet
Müdürlüğü'ndeki sorgusu sürerken, kendisini
gözaltına almaya giden polislerin, "Aman hocam biz
sadece görevimizi yapıyoruz, cinlerini bize
musallat etme" dedikleri öne sürüldü. "Cinci
hoca"nın gözaltına alınması da polisler arasında
mizah konusu oldu. Polisler, "Cinci hocanın
cinleri hocanın gözaltına alınacağını geç haber
aldılar" şeklinde espri yaptı. Zeynel Eroğlu
hakkında, "677 sayılı kanuna muhalefet etmek"
suçundan işlem yapıldığı kaydedildi.
Zeynel Eroğlu, "Büyü" filminin gösterime
girmesinin ardından çeşitli televizyon
programlarına çıkarak açıklamalarda bulunmuştu.ve
bu bulunmalar sonucu sivil polislere büyü yaparken
yakayı ele verdi vede 3 ay icerde yatmısdı
sen cinci hoca cinlerin haberi olmadımı yanına
gelenlerin polis oldugunu :) sen kim cinci olmak
kim babasından el almıs sen babandan el aldısan
yarın tarıkat lideride olursun :) useme bin ladin
gibi zuahah kaynak
http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=157520
sadece bir kac sitesi
daha yüzlerce internetde sitesi ile sarlatanlık
yaparak insanların kanını emmiye devam ediyor
polislere bile büyü yapıyorum diye kandıran
sarlatannın bir kac sitesi artık takdir siz
degerli ziyaretcilerimizin ben tüm cıplalıgı vede
sansürsüz olarak gözler önüne serdim artık gerisi
size kalmıs
Polis
operasyonu ile yakalanan diğer hayal taciri ise
Bakırköy'de 'Medyum Danışmanlık Ayakkabı' vergi
levhalı işyerinin sahibi Cihan Tekir. Tekir,
kendini sürekli bayılan ve çare arayan biri olarak
tanıtan polisin hastalığını 10 seansta
iyileştireceğini vaat etti. Memurun iyileşmesi
için 7 ayrı camiden getireceği suyun içine
vesikalık fotoğrafını koymasını isteyen Tekir, ilk
seans için 300 milyon lira aldı. Suçüstü yakalanan
Tekir, polisleri 'Ben bu dünyanın adamı değilim.
Ben ahiret adamıyım. Sizin yüzünüzü ezberledim.
İşiniz zor' diye tehdit etti.
FB'nin büyücüsü
Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'na yaptığı büyü
nedeni ile aranan Ayten Gürışık, ifadesi
alındıktan sonra serbest bırakılmıştı. Gürışık,
polisin yaptığı 'cadı avı'nda bir kez daha
gözaltına alındı. Üzerinde büyü olduğunu söyleyen
sivil kadın polis memuruna, 'Devlet kapısında
kısmetin var. Eline fazlaca para geçecek. Yedi ay
sonra ev sahibi olacaksın. Sana eşinin akrabaları
tarafından büyü yapılmış. Çevrende sana aşık biri
var. Büyüyü şişman bir kadın yapmış' dedi. Kadın
polisin reçetesini ise şöyle sıraladı: 'Balık ağı
alın, sembol olarak bulundurun. Kilise gözüktü,
gidip dua edin. Ayazmalı olsun. İç çamaşırınızı
götürüp suyu ile batırıp çıkarın. Sıkıp kurutup
giyinin. Eşinizin ayakkabılarının alt kısmını üzüm
sirkesiyle silin. Çamaşırlarınızı yıkarken
makineye iki üç damla üzüm sirkesi
damlatın.'Devrim TOSUNOĞLU
CEZASI EN FAZLA ÜÇ AY HAPİS
İstanbul polisi, yaklaşık iki ay önce sahte medyum
ve falcılara yönelik başlattığı operasyonlarda 27
kişiyi gözaltına aldı. Ancak bu kişiler, tutuksuz
yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Çünkü sahte
medyum ve falcılar hakkında sadece 1925 yılında
çıkarılan 677 sayılı 'Tekke ve Zaviyeler
Hakkındaki Kanun'a göre 3 aya kadar hapis
istemiyle dava açılabiliyor. Polis, cezanın hafif
kalması nedeniyle mücadelede sıkıntı çekmekten
şikâyetçi.
Beyoğlu'ndaki bazı kafeler birbirleriyle rekabet
edebilmek amacıyla verdikleri kahvenin yanında
promosyon olarak fal bakıyor. Fal bakma ücreti de
kahveyle birlikte alınıyor. Bu şekilde insanların
hayalleri üzerinden para kazandıklarını belirten
bir Emniyet yetkilisi 'Toplumun çeşitli
kesimlerinin yaşadığı sıkıntıları fırsat bilen
uyanık işletmeciler fal bakma işini sektör haline
getirdiler' diye konuştu.
Kaynak:
http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/04/04/gundem/gundem4.html
Falcılar Dev
Sektör Galıne Geldi En Kısa Zamanda Bir Önlem
Alınması Gerekli Bu Site Suc Duyurusu icin
yapılmıs Vede Yayınlanmısdır
Falcılık ve medyumluk dev bir sektör halini aldı.
İstanbul’a Anadolu’dan falcı transferleri
yapılıyor. Gizli kapaklı çalışanlar artık
kurumsallaştı. Hatta “cinci hocalar” bile
internete taşındı. Bazı web sayfaları reyting
rekorları kırıyor. Gelişmeleri endişeyle izleyen
uzmanlar uyarıyor: “Ümit tacirliği yapan bu
kişiler toplumun ruh sağlığını tehdit ediyor.”
“Siz bir periyle evlisiniz, 3 çocuğunuz da bu
periden; perilerden kurtulmak için bir beyaz, bir
siyah tavuğun kanını alıp bunlarla banyo
yapacaksınız; martın 20’sinden sonra şirketiniz
büyük ciro yapacak, çok para kazanacaksınız; üç
vakte kadar eşinle sorunların çıkacak, kötü günler
yaşayacaksın; size kaynananız tarafından muska
yapılmış, üç katlı bir evin bahçesindeki ağacın
altına gömülmüş. Onu bul, bana getir; sorunların
çözülecek.”
Bu ve benzeri diyaloglar, müşteri rolündeki
polislerle, kendilerini astrolog, medyum ya da
danışman olarak tanıtan kişiler arasında yaşandı,
geçtiğimiz günlerde. İstanbul Emniyeti’ne bağlı
Güvenlik Şube Müdürlüğü’nden sivil ekipler, “çare
arayan vatandaş” rolünde ‘umut tacirleri’nin
kapısını çaldı, kendilerine sunulan ‘reçete’leri
aldı. İlginçtir her şeyi bileceklerini
söyleyenler, müşterilerinin polis olduğunu
bilemedi ve yakayı ele verdi. Ancak, haklarında
kamu davası açılan bu kişiler serbest kaldıkları
gün aynı işi yapmaya devam etti. Zira, davanın
sonunda alacakları maksimum ceza 100 YTL bile
değil. Yani, bir seans parası.
Kadim bir merak: Büyücülük
Dünyada yıllık 200 milyar dolar ciroya sahip
“kehânet endüstrisi” bize için hiç de yabancı
değil. İslam öncesi inanışların da etkisiyle
falcılara, büyücülere inanma eğilimindeki Türkler
için “cinci hocalar” her zaman cazip oldu. Kahve
falı bakan, muska yazan insanlar hayatımızda yer
etti. Ancak, bugün “gelecekten haber vermek”
Türkiye’de bir sektöre dönüşmüş durumda. Yasadışı
çalıştıklarından net rakamları bilinmiyor; ama
kendini Türkiye’nin resmi ilk medyumu olarak
tanıtan Recep Kaplan’a göre sadece Ankara’da para
karşılığı fal bakan, büyü yapan ya da muska yazan,
astrolog olarak kendini tanıtan bine yakın kişi
var.
Recep Kaplan’ın bu tespitini emniyet yetkilileri
farklı bir yaklaşımla doğruluyor. Operasyonları
yürüten üst düzey bir emniyet yetkilisi, son bir
yılda İstanbul’un birçok yerinde “cafe” adında fal
bakılan yerlerin açıldığını söylüyor. Talebi gören
bazı kesimlerin Ağrı, Tunceli, Elazığ, Giresun
gibi yerlerden falcı transfer ettiğini, hatta
birçok kişinin evinde fal baktığını vurgulayarak,
“Hayal tacirliği yapıyorlar. İsimleri farklı
olabilir. Ama yaptıkları iş ortak. Kanunlarda bu
işin caydırıcı bir cezasının olmaması onlara
cesaret veriyor; çünkü bugün 150 Euro’ya
‘danışmanlık hizmeti’ verenler bile var.” diyor.
İstanbul’da Taksim’de, sadece Ayhan Işık Sokak’ta
9 adet “fal cafe” var. Su ya da çay falına
bakandan tutun da tarot veya biyotelepati
yöntemiyle gelecek okuyanlara kadar herkesi bulmak
mümkün. Emniyetin operasyonuna kadar büyük afişler
asan cafeler (en popülerleri Kadınlar Kahvesi,
Melekler Kahvesi, Ritüel Cafe, Niş Cafe) son
günlerde bunları kaldırdı; fakat yine de “hizmet”
vermeye devam ediyorlar. Sıra bulmak, falcılardan
tahminlerini almak için bir bardak çaya 5, bir
fincan kahveye 6 YTL vermek gerekiyor.
İşletmeciler “promosyon” amacıyla bu işe
girdiklerini, bir nevi “terapi” yaptıklarını
söylüyor.
Cinci hocalar internete taşındı
Elbette, talep olunca girişimci işletmeciler olayı
geliştirip web üzerinden de hizmet veriyor. “Web
kamerası” ile kahve falınıza bakılıyor, yorum
“online” yapılıyor. Nergis Sultan, Bayrampaşa’daki
evinden cep telefonuyla fal bakıyor. Tabii,
hesabına 40 YTL yatırıldıktan sonra...
Halıcıoğlu’nda kiraladığı evde tarot falı bakan
Nazik Gökyayla da “home office” çalışanlardan.
“Siz kimsiniz?” sorusuna “İnsanlara yardımcı
olmaya çalışan bir Cinci Hoca’yım” cevabı veren
Zeynel Eroğlu da bunlardan biri. İstanbul
Avcılar’da Astro Center adlı bir iş yeri bulunan
Eroğlu, “babasının kendisine el vermesi” ile bu
yola girmiş. Havas ilmini, Arapça bilgisini ve fal
bakma metotlarını öğrendiğini, hazır programları
kullandığını söylüyor. Astroloji ve tarot
konusunda kendisini geliştirmiş, ama akademik bir
kariyeri yok.
“Ben bu işe devam etmek istemiyorum; fakat
insanlar rahat bırakmıyor.” diyor. Şu ana kadar 5
bine yakın kişiye yardım ettiğini, cinleri
aracılığı ile sorunları çözdüğünü iddia ediyor.
Zeynel Eroğlu’nun açtığı web sayfası şu ana kadar
24 milyon kez ziyaret edilmiş. “Bilinmeyeni ortaya
çıkartmak için geliyorlar, biz de yardımcı
oluyoruz.” diyor. Kur’an-ı Kerim’in yasakladığı
bir işle uğraşmasına rağmen kendisini ‘hoca’
olarak tanımlamasının çelişki olup olmadığı
konusunda ise “Bilimin varlığını kabul etmediği
varlıklar var, onlarla ilgileniyorum. Kur’an’da
falın yasak olduğu kesin değil. Geleceği ancak
Allah bilir; fakat biz yakın geleceği
bilebiliriz.” diyor.
Daimi müşterileri arasında futbolculardan iş
adamlarına kadar her kesimden insanın olduğunu,
ama daha çok ilgiyi bayanların gösterdiğini
anlatan Eroğlu, verdiği hizmetin şekline göre
50-500 YTL arasında değişen miktarlarda para
alıyor, “yorumlama hizmeti” adı altında fatura
kesiyor. Yakın bir zamanda Türkiye’deki medyumları
ve astrologları bir dernek çatısı altında
toplayacaklarını, tüm dünyada kabul gören saygın
bir mesleği icra ettiklerini ve bunun da hak
ettiği yeri alması için elinden geleni yapacağını
söylüyor.
Ben alacağım paraya bakarım!
Falcılar ve medyumlar konusunda trajikomik bir
durum da Maliye Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı
arasında yaşanıyor. İçişleri Bakanlığı,
falcılığın, üfürükçülüğün yürürlükteki 677 sayılı
“Tekke ve Zaviyeler Hakkındaki Kanun” hükmünce
yasak olduğunu belirterek bu işlerle uğraşanlar
hakkında işlem yapıyor. Maliye Bakanlığı ise ben
parama bakarım diyor. Kanunen yasak olmasına
rağmen fal bakmak isteyen kişilere defterdarlıklar
tarafından vergi levhaları veriliyor, fatura basma
yetkisi tanınıyor.
Emniyet kaynakları fal bakan kişilerin
duvarlarında vergi levhasının olmasının, fatura
kesme işleminin yapılmasının müşteriye ‘güven’
verdiğini, bu durumun da vatandaşta “bu iş yasal”
izlenimi uyandırdığını söylüyor. Defterdarlık ise
fal bakan kişilere vergi levhası
düzenlemediklerini, kendilerine başvuran kişilerin
“danışma hizmetleri” adı altında beyanda
bulunduklarını öne sürüyor. İş yeri açma
girişiminde kişilerin ne iş yaptıklarına çok
dikkat etmediklerini ifade eden defterdarlık
yetkilileri, bir suç unsuru varsa bunun
savcılıklar tarafından takip edilmesi gerektiğini
belirtiyor.
Tam bir kaos hali var
Seans başına 50-500 YTL arası para alan
medyumların olması, evinde kahve falı bakanın ofis
açmasına, kendine “el verildiğini” söyleyen
kişilerin “Cinci Hoca” ya da “Medyum” adıyla
ortaya çıkmasına sebep oluyor. Türkiye’de
astroloji denince akla gelen ilk isimlerden
Yasemin Boran’a göre, bu konuda “tam anlamıyla bir
kaos” yaşanıyor. Birbiriyle ilgisi olmayan
kavramların yerli yersiz kullanıldığını, bazı
uyanık girişimcilerin insanların zayıf duygularını
sömürdüğünü söyleyen Boran, “Astroloji bir
bilimdir. Falla, büyüyle ilgisi yoktur. Fakat
bugün astrolog olduğunu söyleyenler fal bakıyor.
Fizik, matematik bilmeyenler, sosyokültürel
değerlerden haberi olmayanlar kendilerini astrolog
olarak tanımlıyor. Bu çok tehlikeli bir durum.”
diyor.
20 yıldır astroloji ile ilgilenen Boran, kurucusu
olduğu Altın Işık Astroloji Derneği’nde ‘astrolog’
yetiştiriyor. Her biri kendi alanında uzman
kişilerin katılabildiği ve iki yıl süren kurslara
her dönemde 20 öğrenci katılabiliyor. Şimdiye
kadar yaklaşık 90 kişi Boran’ın okulundan mezun
oldu bile.
Falcılık yasak, astrolog olalım
Falcılığın kanunla yasak olması sebebiyle şu anda
falcı olan herkes kendisine farklı isimler bulmuş.
Tarot kartlarıyla yorumlar yapan, müşteri
kitlesini “yaşamdan darbe yiyen herkes” olarak
tanımlayan “Okşan Abla”, yaptığı işi “insanlara
pozitif enerji vermek” olarak tanımlıyor. “Ölüm
hariç her şeyi gördüğünü” söylenen “Ümit Abla” ise
Ortaköy Kehanet Cafe’de hizmet veriyor.
Fenerbahçe’nin büyüsünü bozduğunu iddia eden Ayten
Gülışık ise okunmuş sulara bakarak bilgiler
veriyor. En büyük müşterileri ise eşiyle sorunları
olan bayanlar. Daimi müşterileri arasında
mankenler de var. Fakat emniyetin operasyonundan
sonra falcılar kendilerini astrolog olarak
tanımlamaya başladı. Eğer astroloji ile ilgili
sorun çıkarsa iş yeri açılırken ya da fiş
kesilirken “danışma hizmeti” verdiklerini
söylüyorlar.
Bu işi yapanların kendi ruh sağlıkları bozuktur
Medyum Recep Kaplan’a göre, bugün piyasada falcı
ya da medyum olduğunu söyleyenlerin büyük bir
kısmının bizzat kendisi problemli... “Medyumluk
popüler olunca bunu hobi olarak yapanlar işi
ticarete döktü. İyi kötü fark etmiyor. Toplumun
ruh sağlığı gerçek anlamda tehlike altında; çünkü
medet bulmak için gidilen kişilerin birçoğunun
kendisi problemli. Bu işi yapanların çoğunun ruh
sağlığı bozuk.” diyor.
Her gün kendisine 25-30 kişinin geldiğini,
bunların arasında çok sayıda ünlü kişinin olduğunu
anlatan Kaplan, yaptığı işin gelecekten haber
vermek olmadığını, önsezileriyle hareket ettiğini,
kendisi yapmak istemese de taleplere karşılık bu
işi sürdürdüğünü söylüyor. Toplumun bilinmeyenlere
karşı müthiş bir merakı olduğunu söyleyen Recep
Kaplan, medyuma gidenlere ilginç bir öneride
bulunuyor: “Eğer hobi olsun diye giderseniz gidin
ama medet bulma amacıyla gitmeyin.”
Falcılığa 7 yıl hapis geliyor
Taşrada “Cinci Hoca” olan kişiler, büyük
şehirlerde “medyum” ya da “astrolog” olarak
insanların karşısına çıkıyor. Mevcut kanunlara
göre fal bakmanın, büyü yapmanın cezası uzun süren
mahkemeniz sonuçlanıp suçlu bulunsanız bile 100
YTL’yi geçmiyor. Dolayısıyla, yasal caydırıcılık
yok. Ancak önümüzdeki nisanda yürürlüğe girecek
5237 sayılı kanunun 157-158. maddeleri falcılığa 7
yıla kadar hapis cezası getiriyor. Kanunun soruna
ne oranda çözüm bulacağı da tartışmalı; çünkü
falcılık yapanlar değişik isimlerde çalışmaya
devam ediyor.
Falcılığın, büyücülüğün İslam’da kesin bir dille
yasaklandığını söyleyen Marmara Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas
Çelebi, dini hassasiyetlerin zayıfladığı
dönemlerde insanımızın bu tip eğilimler
gösterdiğini, fakat peygamberler dışında kimsenin
gelecekten haber vermesinin mümkün olmadığını, bu
sebeple söylenenlerin gerçekle hiçbir ilgisinin
olamayacağını dile getiriyor. Taha Suresi’nde
büyücülüğün kesin bir ifadeyle yasaklandığını
söyleyen Çelebi, Resulullah’ın (s.a.v) “Her kim
falcıya, gaipten haber verene ve sihirbaza giderek
onlardan bir şey sorar, söylediklerine inanır ve
tasdik ederse kafir olur.” hadisini (Tirmizi 102)
de hatırlatıyor.
Çelebi, İslam’ın falcılık ve büyücülük meselesine
sosyal bir problem olmanın ötesinde tehvidle
ilgili felsefi bir yaklaşım getirdiğine ve bunları
çok sert ifadelerle yasaklandığına işaret ederek,
“Falcıya başvurup medet umanların Hz. Muhammed’i
inkarı söz konusudur. Fakat böyle açık hükümlere
rağmen falcılığın İslam toplumlarında kendine yer
bulması da ayrı bir gerçektir. Bu da dini
yaşamdaki yozlaşmanın, cahiliye toplumuna dönüşün
bir sonucudur.” diyor.
Toplumun ruh sağlığı tehdit altında
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi
Başkan Vekili Doç. Dr. Kemal Sayar, her dönemde
olan geleceği bilme merakının son zamanlarda
artmasını toplumsal sorunlara bağlıyor. Modern
hayatın insana yalnızlaşmayı dayattığını,
insanların gelecekleriyle ilgili yoğun bir kaygı
yaşadıklarını söyleyen Sayar, “Gelenek gibi, din
gibi köklü anlam sağlayıcılar etkisini
kaybettikten sonra insanlar daha sahte aidiyetlere
tutunmaya başladı. Falcılık, medyumluk da bu sahte
maneviyatın bir uzantısı. En kötüsü eğitimli
insanlar bile medyum medyum dolaşarak fiziken
tedavi edilmesi gereken hastalıklarına oralarda
çare arıyor.” diyor.
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri
Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Yargıç
ise olaya farklı bir açıdan yaklaşıyor.
Medyumlara, astrologlara ilgi gösterenleri iki
bölüme ayıran Yargıç’a göre, birinci türden
olanlar eğlence için falcılara gidiyor, ki bu
tipte olanlar için herhangi bir risk yok. Fakat
çözüm umuduyla giden ikinci tür insanların ruh
sağlığının ciddi risk altında olduğunu söyleyen
Yargıç, “Bu tiplerin zaten psikolojik sıkıntıları
var ve çözüm arama niyetiyle gittiği için
falcının, medyumun söyleyeceği her şeyi kabul
etmeye hazır. Fiziki ya da somut çözüm yolları
olan problemler için bile falcılardan medet
umuyor, kendisine olacağı söylenen şeyler
gerçekleşmeyince de bunalıma giriyorlar.” diyor.
Yargıç’a göre, falcılara giden insanlar bir süre
sonra olayların kendi iradesi dışında birtakım
mistik güçler tarafından yönlendirildiğine,
kendisinin de medyumlar aracılığı ile bu mistik
güçleri yönlendirebileceğine inanmaya başlar, ki
bu başlı başına bir sorundur. Falcılar ve
medyumların en çok aile ilişkilerine zarar
verdiğini söyleyen Yargıç, “Falcılar, genellikle
benzer söylemleri kullanır. Kadının kocasıyla
sorunu vardır, problem aslında konuşulsa
çözülebilecektir. Fakat falcı birisinin kendisine
büyü yaptığını söyler. Bu durumda kadın tüm aile
fertlerine karşı düşmanca tavır besler. Gerçekte
böyle bir şey olmamasına rağmen kehanet kendini
kanıtlar ve aile ilişkileri kopar.” diyor.
Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise büyü ile
ilgilenmenin çok eskilere dayandığını ancak
günümüz insanının ruh sağlığını tehdit eder
boyutlara ulaştığını söylüyor: “Medya astrolojiye
abartılı bir anlam yüklüyor. Sanki her şeyin
çözümü kehanette, büyüde, mistik güçlerde. Oysa
negatif etkilerine kimse yer vermiyor. Birçok
sakıncası var. Örneğin, bazı hastalıkların
tedavisiz kalmasına sebep oluyor. Beyninde ur olan
birisi bile medyumlardan çare arıyor.” diyor.
Falcıların, büyücülerin özellikle paranoyayı
tetiklediğine işaret eden Tarhan’a göre, aile
ilişkilerinin zayıflamasında bu tip kurumların
etkisi büyük.
Sonuç olarak, kadınların evde kahve içtikten sonra
eğlence olsun diye baktığı kahve falı artık bir
sektör. Falla başlayan bu zincirin diğer
halkalarını ise medyumlar, astrologlar ya da cinci
hocalar tamamlıyor. Milyonlarca ziyaretçisi olan
onlarca web sayfası, yüzlerce iş yeri ile “umut
tacirliği” bugün net büyüklüğü ifade edilemeyen
milyonlarca liralık bir sektör haline geldi. Asıl
endişe edilmesi gereken ise etrafında kendine
kötülük yapacak birilerinin olmasından şüphe eden,
“üç vakte kadar” gerçekleşmesi muhtemel bir
şeyleri bekleyen yüz binlerce insanımızın olması.
PROF. DR. NEVZAT TARHAN: PSİKİYATRİ
PROFESÖRLERİYLE HALK FARKLI DİLLERDEN KONUŞUYOR
Hayatında yanlış giden şeyleri gören kişi pozitif
bilimlerden cevap alamayınca ya dine yöneliyor ya
da astroloji gibi konulara merak sarıyor. Dinle
uğraşmak insana yükümlülük getirir. Oysa falcıya
gidip onun söylediklerine inanmak çok kolay.
Falcılar ve medyumlar umut ticareti yaparak
insanlara duymak istediklerini söylüyor. Burada
çok önemli bir sorun var. Asırlardır fala, büyüye
inanan insanlar, sorunlarını psikiyatr
profesörlerine anlattıklarında seküler düşünen
bilim adamları böyle şeyler yoktur diyerek bağı
koparttı. Bugün psikiyatri profesörleri ile halk
farklı dilleri konuşuyor. Bilim mantıklı
açıklamalar getiremediği için halk doktor yerine
medyumlara gidiyor. Bu işin ilmini bilen, inanç
sistemlerinde uzman olan kişilerin halkla aynı
dili konuşma sorumluluğu var. Psikiyatri
profesörleri cin-büyü meselesine sağlıklı
açıklamalar getirmek zorunda.
DOÇ .DR. KEMAL SAYAR: KAYGI ÇAĞINDA YAŞIYORUZ
Modern hayat yalnızlık üzerine kurulu. İnsanlarda
genel bir emniyetsizlik var. Hayatlarını
anlamlandıracak bir yer, bir ideoloji, bir din
bulamıyorlar. Emniyetsizlik duyuyor ve ilk elden
içlerindeki bu duyguyu falcıya, medyuma giderek
yatıştırmak istiyorlar. İnsanın belli inançlar
doğrultusunda çaba sarf etmesini gerektirmeyen,
hap şeklinde birkaç formül alarak kendini
rahatlattığı sahte maneviyatlar türedi. Falcılık
ve medyumluk da bu sahte maneviyatçılığın bir
uzantısı. Medyumlar bu kadar yayılmışsa ben
insanların sahici değerlerden çok fazla
uzaklaştığını, kendi zihinlerini yeterince
kullanmadıklarını, gerçeği çok ciddi biçimde
aramadıklarını görüyorum. Falcılığın en büyük
zararı aile ilişkilerinde oluyor. Toplumsal
bağları zayıflatıyor.
simdi
banada cinlerini filan gönderir neme lazım ben
korkarım cinlerden :)
Zeynel Eroğlu,
Serefsizin Tekidir Kendini Bilmez İnsanlıkdan
Nasip Almamış Geri Zekalı Kus Beyinli Vede İki
Yüzlü Adi Bir Köpek Gibi MEdya Maymunlugu Yapmak
İcin Ona Buna Saldıran Serefsizin Tekidir Kamu
oyuna Duyrulur
Not Sitemizle Hic Bir Alakası Olmayıp Cesitli
Sitelerden Yazılar Alınmısdır . Sitemizle Hic Bir
ALakası Olmayıp Gercekleri Yazdık Cesitli
Sitelerden Yer ALan Yazılardır Kopyalayıp
Yapıstırdık Bizimle Yazılanm Yazılarla Hic Bir
İlişkimiz ALakamız Yokdur Tüm Yazılar Kaynak
Gösterilip Yazılamısdır :)...